Close
derime meyleden arının iğnesi yok

derime meyleden arının iğnesi yok

nesep nezlesinden hallice nizam nöbeti,
nüfus kütüğünde nörolojik bir afet;
ceviz sandıklarda saklı bire otuz çentik,
otuz bir basamak genetikte rezalet.
Leş kargalarının kursağına kaçtı kuruttuğum nar
çekirdeğinde intizar, kabuğundakinin adıdır inkar;
cenaze çelenginden taç ören talepkarın bohçasında veraset,
satır aralarında yok edilecek itibar-ı intihar.
yarım asırlık arsızlığın ahlak abonesi kim,
aidatını yastan tahsil eden bu azizlerin doğuranları kim
bunca şeref şebekesine şebnem kadar vicdan düşmemişse kusur yağmurda mı, havuzun dibinde yüzme bilmeyen replika endamda mı
sessizlik senedinin son taksidini cebimdeki tek bozuklukla yatırdım;
veznedar vezinli bir vehim, muhasebeci mukaddesvari müptezel,
makbuzun arkasında mürekkep kusan kalıtsal bir tüzel.
üç kuşaklık vakarınızı tarttım; kantar sağlam; kalibre düşük, içiboş ahkam.

SAL —
mütenasip münasebetsizlik müsameresinde
mikrofonu kapmış münevver muhabbet kuşları;
tüneklerinde telifli tereddüt, tüylerinde teftiş,
gagalarında sakız kıvamında bir taraf ticareti.
kimin namusunu kimin namlusuna bağlamış bu nakışlı nezaket,
kaç odalı bir ahkamın bütün pencerelerini tek bir alacakaranlığa kiralamışlar?
çalıntı kravatlardan kurulu küçük bir koloni,
kol düğmelerinde kolera, konuşma yetisinden muaf bir kolektif;
kürdanla kazınmış varlığıyla kalabalığın kataloğunda safi yüzsüzlük aktif.
Ahlak fabrikasında fazla mesaiye kalan fazilet tacirlerine
üç kuruşluk fatura çıkardım;
bayağılık, rezalet ve riyakarlık,
garanti belgesinde az süreli şahsi dokunulmazlık.
– Vicdanınızı aldığım yere götürdüm, geri alacak bakkal çıkmadı. –

İÇ —
Kafatasımın kadastro kaydına itiraz etmiş aristokrat hayaletlere kiralık koltuklar verdim; frak ceplerinde reddiye, dudaklarında istihza, alınlarında liyakat, oturma planında ismimin karşısında bitimsiz bir hicap.
Tanıdık suratların tahayyüli tasarrufuna teslim ettiğim itibar sözleşmesinin karşılığında alacaksın bir çift kalkık kaş, saniyelik küçümseme, dört duvarlık kuruntu; üzerine faiz işleyen gayet şahsi bir azap.
kendinin içinde sana ayrılmamış salonu yenilemek için borçlandın;
sahnenin ortasında davetsiz konuklara sunulmuş kakafoni feraseti
kim konuklar, davetiyeleri bastıran kim?
kaçının yüzü gerçekten mühim? 
zarafetin zayıf akım tesisatında kendime küçük bir elektrik santrali kurmuşum; beğeniyle beslenen bataryaların başında bekleyen bekçi benim,
elektriği kesen, karanlığın hesabını soran kendim.
(üç mangırlık mangaya rehin bırakılan benliğin bedeli bunca yüksekse, cenaze çelenginden taç örenlerin krallığı kaç metrekare?)

CÜZZAM —

gümüş kaşığın sapından yapılmıştı asalet anteni,
alıcısı arızalı akrabalık frekansı;
kuşaklarboyu bir yalanın yan etkileri
araştıran laboratuvarda raporlar müspet
denekler mütevekkil, teşhis kalıtsal bir arsızlık sancısı.
bir çift ince bileğin çevresine dolanan yılları çözmek için çıkış biletimi yaktım,
ama bütün istasyonları satın aldım;
makinistin alnında telaş damlaları, rayların ucunda finalin var;
kompartımanlarda yaşayacağın son bahar.
kefaret memurlarının kalemlerini kırıp siyah mürekkepten küçük bir nehir de yaparım;
kıyısında keramet pazarlayan kahinler, köprü altında biriken kuru yosunlar,
akıntıya kapılacak tüm kağıttan kaplanlar.
Close