Close
Apartman Cumhuriyeti: Çöp Saatinden Egemenlik Devşirmek

Apartman Cumhuriyeti: Çöp Saatinden Egemenlik Devşirmek

Apartmanın whatsapp grubuna saat 23.36’da düşen, kapı önündeki iki terliği kriminal incelemeye sevk edilecek delil titizliğiyle fotoğraflayan komşumuzun, memleketin asayişine sunduğu katkının yeterince takdir edildiğini sanmıyorum. Binanın çatısı altı yıldır akmakta, asansörü üçüncü katta yaradana emanet çalışmakta, deprem güvenliğine ilişkin sorular ise aidat toplantılarında pek tatsız bulunduğundan gündeme alınmamaktadır. İkinci kattaki beyefendinin müesses nizamın muhafazasına ilişkin hassasiyetlerini izah ettiği bu tarihi hadise üzerine apartman yöneticisi de nihayet kendisine yaraşır bir idari faaliyet alanı bulmuş, fotoğrafın altına “Gereği yapılacaktır” yazarak binanın yıllardır mahrum kaldığı devlet ciddiyetini tesis etmiş…

Apartman yöneticiliğinin siyasal kariyer öncesinde tamamlanması gereken zorunlu bir hazırlık sınıfı sayılması taraftarıyım. İki gün öncesine kadar komşusuna selam buyurmaya üşenen zatın seçimi kazandıktan sonra hitabetini değiştirip aidat makbuzlarını tebliğ evrakı ciddiyetiyle dağıtması, asansörün kapısını sert kapatan çocukların ebeveynlerine yönelttiği mülki amir bakışları, yöneticilik için gereken siyasal sermayenin ne kadar düşük bir meblağ karşılığında edinilebildiğini düşündürüyor tabii. Vaktiyle devlet dairesinde sıra beklerken kendisine reva görülen muameleyi şimdi dördüncü kattaki kiracıya tatbik ederek geçmişin hesabını kapatmaya niyetli muhteremin önünde geniş bir kariyer ufku açıldı neticede.

Bu küçük cumhuriyetin istihbarat teşkilatı da herhangi bir kamu kaynağına ihtiyaç duymaksızın faaliyetlerini sürdürebilecek kadar gelişkin. Altıncı daireye gelen genç adamın akrabalık derecesi, yeni kiracının medeni hali, üst kattaki misafirlerin kaçta ayrıldığı kapı dürbününden elde edilmiş gözlemlerle soruşturulurken, binanın temizliğini üstlenen kadının ücretine yapılacak zam bütçe disiplinine aykırı bulunursa, şaşırmam. Özel hayatın gizliliği konusunda henüz uzlaşamamış komşuların, asgari ücretle geçinen bir emekçinin alacağı üç kuruş hakkında böylesine süratle mutabakata varabilmesi de toplumsal dayanışmamızın müstesna başarılarından… Muhakkak.

Tapu Sicilinden Aristokrasiye
Yirmi yıllık banka borcuyla satın aldığı iki odalı dairenin anahtarını cebine koyduğu andan itibaren kendisini mahallenin eşrafından saymaya başlayan küçük burjuvamızın toplumsal yükselişi, tapu müdürlüklerinde verilen hizmetlerin kapsamını yeniden değerlendirmeyi gerektiriyor bence. Henüz geçen yıl ev sahibinin kaprisleri karşısında boynunu büken muhterem, mülkiyet hakkını elde eder etmez kiracılara karşı tarifi güç bir aristokrasi edinmiş, dairesinin tapusunu birkaç kuşaktır ailesinde bulunan bir kontluğun beratını devralmışçasına taşımaya başladı bile. Maaşının yarısından fazlasını kiraya ayıran vatandaşın apartman hayatına ilişkin görüş bildirmesi ise kat malikleri heyetinin feodal teamülleriyle bağdaşmıyor tabii ki; dairede yaşama hakkını parasıyla edinmiş kiracının, tapu sahiplerine ayrıca minnet borcu bulunduğu kabul edilir üstüne.

Bu sınıfsal nezaketin bina çalışanlarına ayrılan kısmı daha bonkör. Dördüncü kata damacana taşıyan dağıtım görevlisinin asansörü meşgul etmesinden yakınan malik, temizlik görevlisinin sigorta gideri gündeme geldiğinde hesap makinesine sarılırken güvenlik kamerasının yenilenmesi için hiçbir fedakârlıktan kaçınmayacaktır elbette. Mülkiyetini korumak adına gösterdiği hassasiyetin, mülkiyetinin bakımını üstlenen emekçilerin haklarına teşmil edilmesini beklemek de insafsızlık olur valla. Neticede herkes kendi sınıfının menfaatlerini gözetmekle mükellef; bizim muhteremler de sermaye birikiminden kendilerine düşen birkaç metrekareyi feodal bir tahakküm alanına çevirmek için ellerinden geleni yapıyor.

Sahanlıkta Olağanüstü Hal
Kamu hizmetlerinin aksaması karşısında çaresizce söylenmiş, yaşadığı şehrin imar kararlarında söz sahibi olamamış yurttaşın apartman toplantısında takındığı devlet adamı tavrında acıklı bir sınıf psikolojisi mevcut mu, evet. Belediye karşısında yıllarca deneyimlediği çaresizliğin acısını komşusunun paspasından çıkarırken nihayet kendisine itaat bekleyebileceği bir mevki edinmiş bulunuyor çünkü. Vergisinin hesabını soracağı makamlara ulaşamayan şahsın, bilmemkaçıncı kattaki kiracıya çöp saatlerini ezberletmek için gösterdiği gayretteki siyasal tatmini küçümsemek istemem. Ayrıca üst kattaki bebeğin ağlamasından rahatsız olup falangi felaket günlerinde dayanışma nutukları çeken bu küçük iktidar sahiplerinin toplumsal hayat tasavvuru da yeterince açık; sakinlerinin birbirlerine yaşadıklarını hissettirmediği muntazam bir beton mezarlık. Yönetici seçimle belirlendiğine göre demokratik meşruiyetinden kuşkulanmak da haksızlık olur şimdi.
Nihayet terlik ertesi gün kapı önünden kaldırıldı, apartmanın anayasal bütünlüğünü tehdit eden girişim herhangi bir can kaybına meydan verilmeden bertaraf edildi. Geçen yıl toplanan bakım parasının akıbetine ilişkin soruların cevaplandırılmamış bulunması, böylesine büyük bir idari muvaffakiyete gölge düşürmese bari. Bir sonraki genel kurulda yeniden aday olması beklenen yöneticimizin seçim beyannamesi de aşağı yukarı belli. Kapı önlerinde terlik bulundurulmasına müsamaha gösterilmeyecekmiş, huzuru bozan unsurlarla kararlılıkla mücadele edilecekmiş, bir de geçmiş dönem hesaplarını kurcalayarak birlik ve beraberliğe zarar verenlere fırsat tanınmayacakmış, filan.

Çatıya ilişkin çalışmalar ise ekonomik koşullar elverdiğinde değerlendirilecekmiş. Mevcut yönetimin istikrarı adına fedakarlık yapmayı apartman sakinleri de bunu öğrensin artık.
Close