Seyrelirken ilk hale kirli camların gerisinde, adımı hiçbir yere yazdırmadan girdim içeri. Kendi içimde çoktan kurumaya bırakılmış bir yerin çağrısıyla geçtim bitki tezgahlarının arasından. Alışveriş değildi niyetim; eve yakışacak terbiyeli bir dal, suyla hizaya girecek uysal bir saksı beklemiyordu avuçlarım. Gövdemin altında yer değiştiren eski bir sıkıntının izini sürüyordum daha çok; kaçmadan, yumuşamadan, kendi üstüme basarak.
Uzun masalarda kökleri açıkta bitkiler. Satırından kopmuş adlarıyla, dip bağlarından kalma yorgun unvanlardı hepsi; anlamını yitirmiş bir göbek adının nemli harfleriyle baş başa kalmış her biri. Arka sırada eğri biçimli, cılız dallı bir ağaç; kurumuş uçları budanmış, toprağı bastırılmış, yine de bırakmamış zeminden sızan karanlık inadı. Bunca eksilmeden geriye kalmıştı salt köklerin boğuk ahlakı; azalmayı bozgun saymayan, kesildikçe sertleşen bir damar bilgisi.
Yakınımda biri makasın soğuk ağzıyla fazlalıkları ayıklarken, içimde yıllardır büyütülen yanlış bağlar ele veriyordu kendini; lif lif ayrılan çürük bir bitki eti, çürümenin içinden kendi sertliğini damıtarak. Aynı yerden yükseldi çocukluktan kalma dar bahçeler, sulanmış fesleğen, oksitli balkon demiri, ağızda bekletilmiş aile öğütleri, bükülmüş bir ikindi kaburgasıyla.
Açıkça kırılmadı hiçbir şey; ama göğüs kemiğimin altında genişledi kırılmaya ayrılan hamlık. Yıllardır bakımı ertelenmiş iç bahçem, kendi yabani düzenini geri istiyordu artık; başkasının eliyle düzeltilmeye razı olmayan koyu, inatçı, hırçın bir düzen. Toprak bastırılırken oracıkta, kaburgalarımın arasında duydum aynı sıkışmayı. Dağılmış diplerin çevresine azıcık sabır yerleşsin diye, söküp aldım içimden eski bir adı
Dışarı çıktığımda kalabalık, ıslak kaldırımlar boyunca akan ağır bir sarmaşık ağıydı. Aynı yağmurdan pay almış, birbirine değmeden çürüyen yaprak düzenleriydi durak saçaklarının altındaki yüzler. Eve dönmek, merdiven başında bekleyen evcil bir mecburiyet itkisiydi. Yeniden arka parka saptım; çamurlu çimlerin arasında, adımı eksiltmeden, içime tersten ve daha sıkı tutunarak.
Kendi buğusuyla mühürlendi gün kapanırken içimdeki sera; ne kurşuni bir kapanış, ne bütünüyle sema. Mai renginin altında biraz daha ağırlaştı ana damar; Değil saklanmış dip bağlarından; yerini bulmuş iç karardan, Ağır, tek, kendi koyusuyla aynı ayarda.